Dünya’da her yıl 14 milyon kişi kansere yakalanıyor. Türkiye’de her yıl 97 bini erkek ve 62 bini kadın olmak üzere toplam 159 bin kişiye kanser tanısı konuluyor. Peki, tüm bu rakamlar ne ifade ediyor? Kanser önünü alınamaz bir şekilde ilerliyor. Giderek artan kanser vakaları milyonlarca kişiyi hayattan koparıyor. Avrasya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Seda Dursun, kansere sebep olan faktörler kontrol altına alınırsa kanserin de aynı şekilde kontrol altına alınabileceğini vurguluyor. Kanseri hayatımızdan uzak tutmak için atmamız gereken en önemli adım ise doğru ve sağlıklı bir beslenme düzeni…

Kilonuzu gözden geçirin!

Kilo probleminiz varsa kilo verip ideal kilonuza ulaşmanız kanserden korunmada önemli bir adım olacaktır. Yapılan araştırmalar obez veya kilolu olmanın bireylerde; özefagus (yemek borusu), trioid, kolon, pankreas, böbrek gibi kanser türlerine yakalanma riskini artırdığını göstermiştir. Aldığınız enerji harcadığınız enerjiden fazla ise kilo almak kaçınılmazdır. Bu durumun önüne geçmek için porsiyonlarınızı küçültün, unlu gıdalar, yüksek yağ ve şeker içeren besin değeri yiyeceklerden uzak durun. Gün içinde kalorili besinlere yönelmemek için 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde bir beslenme düzeni oluşturun.

Fiziksel aktivite şart!

Düzenli fiziksel aktiviteyi alışkanlık haline getirin. Haftada en az 60 dakika yürüyüş yapmak sağlığınızı korumada veya kilo yönetiminizde size yardımcı olacaktır. Televizyon, bilgisayar karşısında geçirdiğiniz süreyi kısaltın. Fiziksel aktivite; meme, kolon, prostat ve rahim gibi kanserlerin riskini azaltır. Ayrıca fiziksel aktivite sadece enerji harcamanızı artırmakla kalmaz aynı zamanda sağlıklı bir sindirim sistemi ve güçlü bir bağışıklık sistemi için de faydalıdır.

Beslenme listeniz mutlaka sebze ve meyve ağırlıklı olsun!

Meyve ve sebzeler bilindiği üzere vitamin ve mineraller yönünden çok zengindir. Araştırmalarda sebze ve meyvelerin tüketiminin ağız, mide yemek borusu gibi kanserleri ayrıca prostat ve pankreas kanserlerini önlemede yakından ilişkili olduğu saptamıştır. Ayrıca bu yiyeceklerin içerisinde bulunan antioksidan içerikli bazı mineral ve vitaminler ile fitokimyasal denilen birleşikler; vücuttaki normal metabolizma sonucu oluşan ve hücre hasarına yol açabilen maddelerin etkisini azaltarak koruyucu görevi görür. Bu sebeple kansere karşı güçlü bir koruyucu olan A,C,E vitaminlerini, selenyum minerali ve fitokimyasallar denilen likopen, lutein, antosiyanın, beta karoten gibi bileşikleri içeren bu besin grubunu bolca tüketin.

Daha fazla posa tüketin!

Posa tüketiminin özellikle kolon kanserinden koruyucu özelliği olduğu birçok araştırmada belirtilmiştir. Posa, bağırsakta atıkların daha hızlı geçişini ve bağırsak düzenini sağlamaktadır. Bu anlamda; tam tahıllı ekmek, sebze, meyve ve kuru baklagiller iyi bir posa kaynağıdır.

Doymuş yağları mümkün olduğunca sınırlayın!

Meme, prostat, kolon kanseri ile yüksek yağ içeren besinlerin tüketimi arasında bir ilişki olduğu düşünülmektedir. Özellikle trans yağ ve doymuş yağ içeren besinlerin diyet ile sınırlandırılması olası riskleri azaltmaktadır. Fast food tipi yiyecekler ve sağlıksız atıştırmalıklar yüksek oranda doymuş yağ içerir. Öte yandan bu gruptaki besinlerin içerdikleri yüksek enerji değeri (kalori) nedeniyle fazla tüketildiğinde kilo artışı ile obeziteye yol açar. Obezitenin bazı kanser türleri için bir risk faktörü olarak düşünürsek beslenmenizde yağların özellikler doymuş olanların tüketimini sınırlandırmamız gerektiğini anlamış oluruz. Ayrıca toplam yağ tüketiminizi azaltmak için yemeklerinizde kullandığınız yağın miktarına da dikkat etmelisiniz. Doymuş yağlar yönünden zengin olan kırmızı etin tüketimini haftada 2 kez olarak sınırlayın ve işlenmiş etlerden uzak durun.

Pişirme yöntemleri dikkat edin!

Besinleri pişirme yöntemleri en az hangi besinleri tükettiğimiz kadar önem taşır. Yanlış pişirme yöntemleri, kanserojen denilen ve kansere sebebiyet veren maddelerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu anlamda direkt ateşte, kızartma ve tütsüleme yöntemleri yerine ızgara, buğulama, fırın ve haşlama yöntemlerini tercih etmekte fayda vardır.

Hayatınızdan tuzu çıkarmanın tam vakti!

Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; fazla tuz tüketimi sadece yüksek tansiyon ile ilişki değil mide kanseriyle de ilişkidir. Size tavsiyemiz hayatınızdan tuzu çıkartmak olacaktır. Ancak ilk aşamada tuz miktarınızı azaltabilir ve yiyeceklere ekstra tuz ekleme alışkanlığınızdan kurtulabilirsiniz.